Suriye krizinden bir “Federal Türkiye Cumhuriyeti” çıkar mı?

Suriye krizinden bir “Federal Türkiye Cumhuriyeti” çıkar mı?

Suriye krizinden bir “Federal Türkiye Cumhuriyeti” çıkar mı?

Sanki Suriye’de “bir şeyler olması” an meselesi gibi.

Türkiye üzerinden müthiş bir trafik yönetiliyor. Ankara’da gece gündüz yapılan toplantılar, ziyaretler, Amerika’dan ve başka Batı ülkelerinden gelenler adeta baş döndürüyor.

Peki ne olacak? Suriye’ye bir müdahalede bulunulacak mı?

Türkiye’de iktidara yakın bir “şahinler grubu” neden müdahale edilmediğini soruyor günlerdir.

Aslında bu “şahinler” insani nedenlerle soru sorar gibi yaparak iktidarın niyetini ortaya koyuyor ve kamuoyu oluşturuyor gözlediğim kadarıyla.

Bugüne kadar hep böyle oldu. Bir kısım yandaş medya, sanki iktidardan tamamen bağımsızmış gibi belli bir konuda kamuoyu oluşturmaya çalışıyor.

İş kıvamına geldiği anda iktidar devreye giriyor ve uygulama “hazırlanmış” kamuoyuna kolaylıkla kabul ettiriliyor.

Günlerdir süren kamuoyu oluşturma aşamasının sonuna gelmiş gibiyiz, neredeyse herkes “Yeter artık, şu Suriye’ye bir ders vermenin zamanı geldi” anlayışına ulaşmış durumda.

“Komşudaki kardeş kavgasını bitiriyoruz” söylemi ile Suriye’ye müdahale etmek kulağa hoş gelebilir, ama bunun arkasındaki asıl oyunu da görmemiz gerek.

Bir süredir Suriye’ye müdahale edilmesi halinde Türkiye’nin “yepyeni bir aşamaya geçeceği” yolunda fikirler de üretiliyor. Birkaç gündür bu görüşleri derlemeye çalışıyordum ki, toplumdaki güçleri küçük olmasına rağmen, mantıklı liberal fikirleriyle doğru tespitler yaptığına çok kez tanık olduğum Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker’den bir bilgi notu aldım.

Topçu Suriye olayları ile “yeniden yazılmak istenen anayasa” arasında bir bağlantı kuruyor ve durumu 5 maddede topluyor.

Liberal Demokrat Parti yönetiminin “Doğup büyüdüğümüz Türkiye Cumhuriyeti’nin yılları sayılı mı?” başlığı ile oluşturduğu maddeler şöyle:

1- Suriye Türkiye’nin de öncülüğü ile parçalanacak. Kuzey Irak’taki gibi bir özerk Kürt yönetimi kurulacak

2- Sözde özgürlükçü ve sivil “Yeni Anayasa” masalı ile Türkiye (ismi hâlâ Türkiye kalırsa) federal sisteme geçecek.

3- K. Irak ve Suriye’deki Kürt yönetimleri bu federal yapının, içişlerinde tamamen bağımsız bir parçası (eyaleti) olacak

4- Zamanı gelince de Kürt yönetimi bağımsızlığını ilan ederek, İsrail, Avrupa ve Amerika’nın yıllarca peşinden koştuğu Kürdistan kurulacaktır.

5- AKP üst yönetimi bu senaryoya “yeniden Osmanlı” ve “hilafet” vaatleri ile ikna edilmiştir.

Gelişmeleri art arda dizdiğimizde Liberal Demokrat Parti’nin görüşlerinin hiç de yabana atılamayacağını görüyorum.

Suriye’ye bir müdahale olsun olmasın bu ülkenin artık tek parça kalamayacağı kesin gibi. Zaten Amerika’nın eski Dışişleri Bakanı Rice 22 ülkede sınırların değişeceğini söylemişti. Sözde “Arap Baharı” adı altında Suriye’nin parçalanması, bazı bölgelerin otonomi kazanması gerçekleşebilir. Bu otonom bölgelerden birinin Kürt bölgesi olacağı da kesindir.

İşte Türkiye’de “yeni anayasa” amacının önemi burada ortaya çıkıyor. Yeni anayasa ile Türkiye’nin federal bir yapıya geçebileceği ortam yaratılabilir, ki zaten Kürt sorunu nedeniyle, halkın anlamayacağı bir dille bu talep dile getiriliyor.

Suriye’deki otonom Kürt bölgesinin kendi başına ayakta durması zor olacağı için bir süre sonra burada yaşayan Kürtlerin “Türkiye’nin bir eyaleti olma talepleri” ortaya çıkabilir.

Eş zamanlı olarak Güneydoğu’da Kürtler için oluşturulmuş otonom bölge de aynı talebi dile getirebilir.

Böylelikle Türkiye önce “Kürt otonom yönetimlerini” ardından da “Ermeni, Laz, Gürcü” gibi bölgeleri içeren “Federal bir devlet” haline gelebilir.

Batı ittifakının Türkiye’ye bu projeyi sunarken “Eski Osmanlı’yı canlandıracaksınız, yeniden bölgenin en güçlü devleti haline geleceksiniz” türü yüreklendirici ve özendirici desteklerde bulunduğu da düşünülebilir. Zaten hem içerden hem dışarıdan bu tür telkinlerin olduğunu da görüyoruz.

İlk bakışta “yeniden emperyal” hale gelmek gururumuzu okşayabilir.

Buna karşı, uzun vadede Türkiye’nin hiçbir zaman huzurlu bir ülke olmayacağını, kan ve gözyaşının asla bitmeyeceğini düşünüyorum.

Açıkçası bu planın varlığına da inanıyorum. Burada iyi olmayan, iktidarın bu stratejisini ne kamuoyu ile paylaşmaması, bel altı oyunlarla adeta beyin yıkamaya çalışmasıdır.

Yazının orijinali için: http://haber.gazetevatan.com/Haber/437823/1/Gundem

Related Articles

Close