Sayfa Menüsü
TwitterFacebook
Kategori Menüsü

Sosyal Güvenlik

ve Özel Emeklilik.

Türkiye ekonomisinin en büyük sorunlarından biri yıllardır devletin yürüttüğü Sosyal Güvenlik sisteminin iflas etmiş olmasıdır.  Bu duruma gelinmesi “erken emeklilik” gibi popülist uygulamalar yüzünden çabuklaşmış olsa da, devletin sosyal güvenlik sistemlerinin iflas etmesi kaçınılmazdır.  Bu sadece Türkiye için değil tüm dünya devletleri için de geçerlidir.

Sosyal güvenlik denince iki şey akla gelir.  Birincisi emeklilik ikincisi ise sağlık hizmetleridir. Birbirinden tamamen farklı olan bu iki hizmetin aynı çatı altında ele alınması, sosyal güvenlik ile meşgul olan SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı gibi devlet kurumlarının bu dehşet verici başarısızlıklarından bir başka etmendir.  Liberal Demokrat Parti olarak ilk yapılması gerekenin bu iki meselesinin birbirinden ayrı olarak ele alınması gerektiğini düşünüyor, çözümlerimizi bu açıdan halkımızla paylaşmak istiyoruz.

Zaten LDP iktidarının Sosyal Güvenlik projesinin ilk adımı, SSK, Bağkur ve Emekli Sandığını birleştirmek, daha sonra ise bu kurumun sağlık ve emeklilik hizmetlerini ayırmaktır.  Yani LDP’nin yapacağı ilk iş, hem sağlık hem de emeklilik hizmeti veren bu üç kurumu oradan kaldırıp, tek bir emeklilik sistemi ve tek bir sağlık sigortası sistemi ortaya çıkarmaktır.  Daha sonra ise devlet tamamen bu hizmetlerden çekilecek hem emeklilik hem de sağlık sigortası özelleştirilecektir.

Öncelikle emekliliği ele almak lazım.  Emeklilik basit bir anlatımla çalışanların çalıştıkları süre boyunca elde ettikleri gelirlerin bir kısmını tasarruf edip, ilerde çalışmadan bu tasarruflar sayesinde yaşamlarını sürdürebilmeleri demektir.  Elbette işin içine devlet girince maalesef bu göz ardı edilmekte devlet çalışanlardan keyfe göre prim kesip, emeklilere keyfe göre maaş vermesi haline dönüşmüştür.

Dolayısı ile yapılması gereken ilk mesele çalışanların ödediği primler ile alacağı emekli maaşı arasında bağı kurmaktır.  Buna kısaca “bireysel emeklilik hesabı” demek doğru olacaktır.  Bu yapıldıktan sonra emeklilik olması gerektiği gibi bir “Fon yönetimi” meselesi olacaktır.  Çalışanlar primlerini kişisel hesaplarına yatıracak profesyonel fon yöneticileri bu tasarrufları değerlendirecektir. Bu iş devletin yapması beklenemez, dolayısı ilse bu alan özel sektöre devredilecektir.

Farklı emeklilik fonu yöneten şirketler kurulacak, çalışanlar bu şirketlerin performans ve hizmetlerine göre birini seçecek ve primlerin o şirkete yatmasını talep edeceklerdir.  Seçtikleri şirketin performansını beğenmeyenler tek bir dilekçe ile birikimlerini başka bir şirkete devredebileceklerdir. Böylece insanlar emekli primlerini yatırmada olduğu gibi emeklilik yaşlarını belirlemede de özgür olacaklardır.  Kişi belli bir süre prim yatırdıktan sonra elde ettiği getiri ile birlikte durumunu değerlendirecek, tasarruflarını yeterli bulursa emekli olacak olmadı çalışmaya devam edecektir.

Çalışanların primleri takasbank benzeri merkezi bir sistemde muhafaza edilecek, fon şirketleri sadece bu tasarrufların nerelere yatırım yapılacağına karar verecektir.  Bu “takasbank” devletin güvencesi altında olacak, dolayısı ile bir fon şirketinin iflası demek çalışanların primlerinin de yok olması anlamına gelmeyecektir.

Peki bu sisteme geçiş nasıl olacak ve maliyeti nedir?

Yeni sisteme geçiş belli bir zaman istemektedir.  Öncelikle henüz devletin sistemine girmemiş kişiler artık yeni sistemin içinde yer alacaktır.  Yani bu işi şimdiye kadar yapan devlet kurumları yeni müşteri alamayacaklardır.

Halen prim ödemekte olan ama daha emekli olmamış kişiler için bu kişilerin diledikleri fon yönetim şirketlerinde birer hesap açılarak şimdiye kadar ödedikleri primler hazine tahvili olarak bu firmalara yatırılacaktır.  Bu kişiler bundan sonra primlerini seçtikleri özel firmalara yatıracak, emekli olduklarında ise maaşlarını o firmadan alacaklardır.  Yeni sistemde brüt maaşın %10’u mecburi, bunun üzeri ise çalışan insiyatifinde olacaktır.

Hali hazırda emekli olmuş ve devletten maaş alanların maaşları ise devlet tarafından ödenmeye devam edecektir.  LDP’nin devlete 5 yatırıp 1 alan, yani devletin kazığını yemiş bu kişiler için özel bir politikası vardır.  Bu emekliler yaş gruplarına göre ayrılacak ve daha yaşlı olan gruplar daha çok olmak üzere büyük bir emekli maaşı zammı alacaktır.  LDP’ye göre bu emekliler devletin onurudur. Şimdiye kadar edildiklerinden daha da mağdur edilmemelidirler.

Yeni sisteme dahil çalışanlar için devletin bir desteği daha olacaktır.  Çalışanlar en az 20 sene çalışıp kanunla belirlenecek bir rakama mesela 100 bin dolar ulaşamazsa aradaki farkı devlet kapatacaktır. Yani bir çalışan 20 sene çalışıp, getirisi ile birlikte 85 bin dolar biriktirebilmiş ise, devlet 15 bin dolar yardım yapacaktır.

Peki bu sistem neyi getirecek?

Öncelikle şu anda birer köle gibi mecburen devletin belli kurumlarına prim yatırmak zorunda kalan çalışanlar diledikleri kurumu seçebileceklerdir.

İkinci mesele yatan primlerin değerlendirilmesidir.  Devlet şu anda geçerli olan sistemde primleri çarçur etmekte, bir anlamda çalışanı kazıklamaktadır.  Zaten dünyanın hiçbir ülkesinde devlet özel sektör gibi fon işletemez, katma değer yaratamaz.

Üçüncü mesele “emeklilik yaşı” diye bir olayın ortadan kalkması, çalışanların kendi insiyatiflerine bırakılması, yani dileyenin dilediği yaşta emeki olabilmesidir.

Dördünce mesele şu anda devletin kara deliklerinde kayboldan emeklilik primlerinin, emeklilik fonu şirketleri aracılığı ile ekonomiye kazanılmasıdır.  Bu sistem sayesinde ekonomiyi fonlayacak milyarlarca dolar oluşacak, ülkenin finansman sorunlarına büyük faydalar sağlanacaktır.

Kısaca şimdiye kadar devletin tekelinde olan emeklilik meselesi devlet denetiminde özel sektöre devredilecek, devlet artık çalışanları kazıklayamayacaktır.  Bu sistem 1980 yılından beri Şili’de uygulanmaktadır ve çok başarılı olmuştur.  Hali hazırda ABD ve Avrupanın ileri gelen ülkelerinin tartıştığı bu reform ancak ve ancak LDP iktidarında gerçekleşebilir.