Sayfa Menüsü
TwitterFacebook
Kategori Menüsü

Devlet Yönetimi

İLKELER

I. Devlet Yönetimi 

Siyasetin önce insan, sonra toplum, sonra da tüm insanlık âlemine hizmet için yapılması gerektiği; amaç toplumsal ve küresel refah ve mutluluk ise, aracın birey olduğuna; bireysel refah ve mutluluğun öncelikle insan haklarına saygılı toplumsal düzenden geçtiğine inanıyoruz.

Liberal Demokrat Parti birey hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla teminat altına alan; ifade, din ve girişim özgürlüklerinin vazgeçilmez olduğu; toplum iradesinin kayıtsız şartsız egemen olduğu; devletin gerek ekonomik, gerek sosyal, gerekse kültürel yaşama müdahalesinin asgari düzeyde bulunduğu; çağdaş, demokratik hukuk devletinin tesisini başlıca görevi olarak görmektedir.

Bu devlet, toplum düzenini, adaleti, iç ve dış güvenliği sağlamak ve çevre ile tüketici hakları gibi, bireyin düzenlemesi zor olan alanları sahiplenmekle yükümlüdür.

Devlet icra etmez, yönetir. Devletten ayrılan sosyal ve ekonomik kurumlar, bireyin, halkın yaratıcı gücü ile yeniden şekillenecek ve gelişecektir. Böylelikle, devlet hantallığından kurtulup, etkin ve dinamik bir yapıya kavuşacaktır.

Liberal demokratik sistemde devlet ekonomide rekabete dayalı ortamın oluşması ve gelişmesi gereğine inanır çünkü, böylelikle kaynak dağılımı, yatırımlar ve üretim optimum esaslarda gerçekleşecektir.

Liberal demokraside devlet din ve vicdan hürriyetlerini ve laikliği birbirini tamamlayan unsurlar olarak görür.

Temel Sorun 

1946′ dan bu yana uygulanan çok partili parlâmenter sistemin, toplumumuz ve insanımız için Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile amaçlanan sonuçları vermemiş olmasının temelinde, yürürlüğe konulan hiçbir anayasanın, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez koşulu olan kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsememiş olduğu gerçeği yatmaktadır.

Yargı, yürütme ve yasama olarak ifade edilen bu üç güç, demokratik hukuk devletinde birbirinden bağımsız ve fakat, yargı ağırlıklı olarak, birbiri ile koordineli biçimde çalışırlar.

Oysa, ülkemizde bu üç güce, hiç kuşkusuz, yasama (Parlâmento) egemen olagelmiştir. Örneğin:

Aslında yürütmenin (Hükümet) başı olması gereken, Devlet Başkanı’nı (Cumhurbaşkanı) toplum iradesi değil, Parlâmento belirlemekte yani, tarafsızlığı öngörülen bu makam, Parlâmentoda çoğunluk oyuna sahip siyasi irade tarafından seçilmektedir. Parlâmentoda çoğunluk oyuna sahip siyasi iradenin seçtiği Devlet Başkanı’nın (Cumhurbaşkanı’nın), öngörülen tarafsızlığı bu nedenledir ki, her zaman tartışma konusu olmuştur.

Öte yandan, yürütmenin (Hükümet) başı yani, Başbakan, yine yasama organı (Parlâmento) tarafından belirlenmekte ve/veya onaylanmaktadır; yani, Parlâmentodaki siyasi iradeye tâbidir, onun temsilcisidir. Oysa, yürütme toplum bütününe karşı sorumludur; Parlâmento’da oy çokluğuna sahip bir siyasi iradeye değil ve dolayısıyla, toplum tarafından seçimle belirlenmelidir.

Yargıçlarımızın karar aşamasında çok veciz biçimde ifade ettikleri üzere (“Yaz kızım, Türk milleti adına…”) yargı gücünün de yine toplum adına kullanılması için, toplumsal iradenin ürünü olması yani, toplum tarafından seçimle belirlenmiş olması gerekir. Türkiye’de yargının Parlâmento’da çoğunluğu bulunan siyasi iradenin seçtiği bir Başbakan ve onun belirlediği Adalet Bakanı’na bağlı olması, yargı bağımsızlığını tartışılır kılmaktadır.

Özetle: Yargı ve yürütme, topluma doğrudan sorumludur. Dolayısıyla, bu iki gücü toplum adına kullanan organlar, toplumsal iradenin ürünü olmak yani, toplum tarafından mutabakatla belirlenmek zorundadırlar.

Yasama ise, doğaldır ki, toplum bütününü oluşturan karşıt demokratik grupların çıkar iradelerine dayanarak seçtikleri vekillerden değil, temsilcilerden oluşur. Bu nedenle de, doğaldır ki, Parlâmento bir toplumsal mutabakatın ürünü değildir; olması da beklenemez. Yasama organının (Parlâmentonun) üyeleri millet bütününe değil, mensup oldukları siyasi partilere oy vermiş olan vatandaşlara karşı sorumludurlar.

Zaten bu nedenledir ki, Liberal Demokrat Parti yasama organını Temsilciler Meclisi; bu organın üyelerini ise Temsilci olarak anmaktan yanadır.

Dördüncü Güç

Çağdaş demokratik hukuk devletinde yukarıda sözü edilen üç güce bir yenisi eklenmiştir: Medya.

İletişim teknolojisindeki akıl almaz gelişmeler sonucu ulaştığımız Bilgi Çağında medya (kitle iletişim organları) bireylerin ve toplumun liberal anlayışla gelişmesinde son derece etkin rol oynayabilir, oynamaktadır, oynamalıdır.

Bu anlayışla, medyayı dördüncü güç olarak görmekte ve bu gücün, devletin işleyişindeki rolünün, anayasada ifade bulan özel sorumluluk gerektirdiğini ve görevi olduğunu düşünmekteyiz.

Toplumsal Sözleşme

Yukarıda özetlenen anlayışın ifade bulacağı ilk metin, bir toplumsal sözleşme niteliği taşıyan Anayasa `dır.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir demokratik hukuk devleti olarak devamlılığını teminat altına almak üzere, köklü değişiklikleri öngören bu Anayasanın aşağıda belirtilen hususları gözeten, çok kısa bir metin olması gerektiğine inanıyor; bir referandum ile yürürlüğe konulmasını öneriyoruz.

Demokratik hukuk devletinin tesisi için önerilen ve yeniden yapılanmanın temel taşlarını belirleyecek olan yeni Anayasa ile öngördüğümüz ilkelere, programın bu ilk bölümünde yer verilmektedir.

Bu Anayasa çerçevesinde devletin asli görevleri olarak belirlenen yargı ve adalet, toplum düzeni ve iç güvenlik, dış politika ve savunma konularına da, programın yine ilk bölümünde yer verilmektedir.

I.1 Anayasa

I.1.1. T.C. Anayasası, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez özelliği olan kuvvetler ayrılığı ilkesi uyarınca, yasama, yürütme ve yargının birbirinden tamamen bağımsız şekilde işlemesini temin eden hükümlere yer verecek; birbirlerini denetleyen ve dengeleyen bu güçlerin, birbirleri ile işbirliği ve koordinasyon esaslarını belirleyecektir.

I.1.2. T.C. Anayasası, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez özelliği olan kuvvetler ayrılığı ilkesinin işlerliğini temin etmek için, yürütme gücünün (hükümetin) iki turlu seçimle millet bütünü tarafından seçilen ve asgari %50+1 oy alan bir Başkana ve bu Başkanın belirleyeceği bir Kabine’ye verilmesi ilkesine ve Başkanlık Sistemi olarak adlandırılan bu yapının işleyiş esaslarına yer verecektir.

I.1.3. T.C. Anayasası, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez özelliği olan kuvvetler ayrılığı ilkesinin işlerliğini temin etmek için, yargının Başkan ve üyelerini toplumsal iradenin belirleyeceği bir Yüksek Mahkeme’ye ve bu makama bağlı etkin bir adli mekanizmaya verilmesi ilkesine ve bu yapının işleyiş esaslarına yer verecektir.

I.1.4. T.C. Anayasası, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez özelliği olan kuvvetler ayrılığı ilkesinin işlerliğini temin etmek için, yasamanın (Parlâmento) dar bölge ve iki turlu seçimle asgari %50+1 oy alan siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu Temsilciler Meclisi ile yürütüleceği ilkesine ve bu yapının işleyiş esaslarına yer verecektir.

I.1.5. T.C. Anayasası çağdaş demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez özelliği olan insan hak ve özgürlükleri bağlamında, T.C. Devleti tarafından zaten kabul edilmiş bulunan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi iIkeIerine tam anlamıyla sadık kalınacağı; aynı konuda uluslararası anlaşmalarda ifade bulabilecek tüm gelişmelerin peşinen kabul edileceği hükmüne yer verecektir. Anayasa bu konuda Türkiye ve Türk toplumuna özel başka hiçbir hükme yer vermeyecektir.

I.1.6. T.C. Anayasası çağdaş demokratik hukuk devletinin dördüncü gücü olarak kabul edilen medyanın (kitle iletişim organları) liberal anlayış çerçevesinde ve çağdaş demokratik hukuk devletine saygılı hizmet vermesini esasa bağlayan ilkelere özel bir yer verecektir.

I.1.7. T.C. Anayasası, demokratik hukuk devletinin gereği olarak, anayasanın onaylanması ve/veya değiştirilmesi hakkının Devlet Başkanı’nın önerisi ile, toplum iradesine tanıdığı ilkesine yer verecektir.

I.2. Adli Sistem

I.2.1. Anayasa Mahkemesi kaldırılacaktır. Yerine, önemli konularda son kararı toplum iradesinden aldığı yetki ve güçle veren bir Yüksek Mahkeme kurulacaktır. Adli mekanizma,Devlet Başkanın atayacağı, Meclisin onaylayacağı, ömür boyu görev yapacak üyelerden oluşan bu Yüksek Mahkemeye bağlanacaktır.

I.2.2. Adli mekanizmanın parasal ihtiyaçları, bu amaca hizmetle oluşturulacak bağımsız bir fondan karşılanacaktır. Bu fonun temel girdisini, günün şartlarına uygun, gerçekçi biçimde belirlenen adli harçlar oluşturacaktır. Adli sistem içinde görevli yargıçların ve diğer personelin gelir düzeyleri her zaman görevin önemine uygun düzeylerde tutulacaktır.

I.2.3. İdari yargı kaldırılacak; görev normal mahkemelerce yerine getirilecektir.

I.2.4. Her türlü konuda bireyin beyanı esas alınacak, yalan beyanda bulunanlar ağır bir şekilde cezalandırılacaktır.

I.2.5. Çevre koruma, çocuk ve tüketici hakları konularında özel ihtisas mahkemelerinin etkin işlemesi sağlanacaktır.

I.2.6 Adli sistem hızlı ve etkin hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırılacak; mahkemelerin kuruluş ve işleyiş esaslarını belirleyen kanunlar yeniden ele alınacak; mevzuat ve usul düzenlemeleri yapılacaktır.

I.3. Temsil 

I.3.1. Yasama organı (Parlâmento) dar bölge sistemi ve iki turlu seçimle, asgari %50+1 oy alan siyasi parti temsilcilerinden oluşacak; bu organın adı Temsilciler Meclisi olarak değiştirilecektir.

I.3.2. Temsilciler meclisi üyelerinin Devlet Başkanı tarafından Kabine’ye atanmaları halinde, üyelikleri düşecektir.

I.3.3. Temsilciler Meclisi üyelerinin meclis dışı dokunulmazlıkları kaldırılacak; suç işlediği öne sürülen bir temsilcinin sorgulanması ve yargılanması, her T.C. vatandaşına uygulanan esaslar ve yasalar çerçevesinde yapılacaktır.

I.3.4. Temsilciler Meclisi’nin verimli bir şekilde çalışmasını temin etmek için, teknolojinin tüm imkânlarından yararlanılacaktır.

I.3.5. Seçim Kanunu’nda yapılabilecek değişikliklerin bir sonraki seçimde uygulanabilirlik esası getirilecektir.

I.3.6. Siyasi partilerin işleyişi, parti üyelerine güven esasına oturtulacaktır. Ön seçimler, parti üyeleri arasında ve yargı organlarının denetiminde yapılacak; delege sistemi kaldırılacaktır.

I.3.7. Siyasi partilere üye olabilmek için 18 yaşını bitirmiş olmak yeterli olacaktır.

I.3.8. Seçme yaşı 18, seçilme yaşı 25 olarak belirlenecek; Temsilciler Meclisi’ne adaylık, sekiz yıl temel eğitim almış olmak koşuluna bağlanacaktır.

I.3.9. Yurt dışında yerleşik T.C. vatandaşlarının elçilik ve konsolosluklar aracılığı ile oy kullanmalarına imkân sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.

I.4. İdari Yapı

I.4.1. İl sayısı asgariye indirilecek; ilçeleri il yapma savurganlığına son verilecektir.

I.4.2. Valiler ilde en yüksek mülki amir sıfatıyla, merkezden atama yoluyla görevlendirilecek ve yetkileri yeniden gözden geçirilecektir.

I.4.3. Seçimle gelen belediyelerin yerel parlâmentolar şeklinde, görev almalarına imkân tanıyan yetki ve sorumlulukla donatılmaları sağlanacaktır.

I.5. Toplum Düzeni ve İç Güvenlik

I.5.1. T.C. vatandaşlarının temiz bir çevrede, tüketici hakları korunarak, güvenli, adaletli, sağlıklı, huzurlu, çağdaş bir şekilde yaşamalarını temin etmek, devletin asli görevidir.

I.5.2. Bu amaca hizmetle, çevre ve tüketici haklarını korumaya dönük geniş kapsamlı, günün koşullarına uygun özel yasalar çıkartılarak; özel ihtisas mahkemelerinin etkin çalışması sağlanacaktır.(bk.l.2.4.)

I.5.3. Kadın-Erkek eşitliği ilkesine sadık kalınarak mevcut sistemde özellikle kadınların istismarına yol açan mevzuat kaldırılacak; kadınların, çocukların ve ailenin korunması konularına önem verilecektir.

I.5.4. Fırsat eşitliği tesis edilecektir. Devletin bu alana doğrudan katkısı sınırlı kalacak (ör. fakir ve aciz olduğunu beyan eden vatandaşlarına eğitim bursu vermek) ancak, fırsat eşitliği, uygulanan liberal ekonomik ve sosyal politikalarla teşvik edilecektir.

I.5.5. Liberal demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarından dernekler ve vakıfların işleyişi yeni yasalarla daha geniş kapsamlı ve çağdaş yapıya kavuşturulacaktır.

I.5.6. SSK, BAĞ-KUR gibi kurumlar kaldırılacak, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerinin vakıflar ve özel kuruluşlar vasıtasıyla etkin biçimde yerine getirilmesi sağlanacaktır. Sigorta sektörü, finans sektörünün bir parçası olması nedeniyle, vergi muafiyeti tanınarak, teşvik edilecektir. (bk. II.2.l., II.2.6.)

I.5.7. SSK ve BAĞ-KUR’un emeklilere olan görev ve sorumlulukları devletin özel bir bütçesinden ve fakat, yine vakıflar ve özel kuruluşlar aracılığı ile, çok daha etkin biçimde yerine getirilecektir.

I.5.8. Devlet hastaneleri vakıf kuruluşları şeklinde özelleştirilecek; etkin ve çağdaş hizmet vermelerini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktır.

I.5.9. Kıdem, ihbar tazminatları kaldırılacak, iş ve iş güvenliği yasaları gözden geçirilecektir.

I.5.10. Özürlü vatandaşların yaşamlarını kolaylaştırıcı tüm önlemler kanunlarla belirlenecek; aciz durumda olanlara devletin özel bir bütçesinden yardım, sosyal güvenlik hizmetleri vermek üzere oluşturulan vakıflar ve özel kuruluşlar aracılığı ile sağlanacaktır (bk. II.2.1.,II.2.6.)

I.5.11. Devlet nüfus plânlaması politikası gütmeyecektir. Nüfus plânlaması Türk halkının sağ duyusuna ve bu konuda faal özel kurum ve kuruluşların becerisine bırakılacaktır.

I.5.12. Çalışma hayatı iş barışının temini ve sürekliliği sağlanacak kanunlarla düzenlenecek; işveren ve işçi ilişkileri karşılıklı saygı, sevgi, anlayış ve toplumsal sorumluluk temeline oturtulacaktır.

I.5.13. Oda ve sendikalara mecburi üyelik kaldırılacak; gönüllü üyelik ihdas ve teşvik edilecektir. Şu anlayışla ki, oda veya sendikanın görevi, üyeliğini talep ettiği kişi ve/veya kuruluşa hizmet vermektir. Ve bu hizmetin mükemmeliyeti oranında üye kayıt edebilir ya da üye sayısını artırabilir.

I.5.14. İç güvenlik güçlü, eğitimli, her türlü teknik ve teknolojik donanıma sahip bir polis örgütünce sağlanacaktır. Polisin ve polis örgütünün vatandaşla saygı ve sevgi bağları sıkılaştırılacaktır.

I.5.15. Polis örgütünde görev yapan personelin gelirleri, görevin önemi uyarınca, her zaman doyurucu düzeylerde tutulacaktır.

I.5.16. Jandarma iç güvenlikten sorumlu bir kurum olarak, kırsal polis örgütü halinde İçişleri Bakanlığı bünyesinde yeniden organize edilecektir.

I.5.17. İç güvenlik sorunlarında askeri birlikler hiçbir şekilde görev almayacaklardır.

I.6. Dış Güvenlik ve Savunma I.6.1. Liberal Demokrat Parti dış güvenlik ve savunmayı devletin asli görevlerinden bir diğeri olarak değerlendirmektedir.

I.6.2. Bu anlayışla, Türk ordusu çağın en gelişmiş teknolojik imkânları ile donanımlı; küçük ve fakat, dinamik, güçlü, profesyonel bir caydırıcı güç olarak hizmet vermek üzere, yeniden yapılandırılacaktır.

I.6.3. Ordumuz sadece ülkenin dışa karşı güvenliğinden sorumlu tutulacak; olası sıkıyönetim vb. hallerde yurt içi görevde kullanılmayacaktır.

I.6.4. Devletin savunma sanayi yatırımları özel sektöre devredilecektir. Devlet, prensip olarak, yerli savunma sanayi geliştirme gibi bir politika gütmeyecektir. (bk. II.5.7.)

I.6.5. Türk ordusu, dünya barışını temin etmek için NATO ve ülkemizin dahil olacağı tüm benzeri ittifaklarda aktif rol alacaktır.

I.6.6. Liberal Demokrat Parti NATO’nun Birleşmiş Milletler’in vurucu gücü olarak, yeniden yapılanması gereğine inanmaktadır (bk. I.7.4.)

I.7. Dış Politika

I.7.1. Liberal Demokrat Parti tüm öz kaynakları ile (bk. Genel Değerlendirme) Türkiye’nin dünya politikasında ağırlıklı bir ülke olduğuna inanmaktadır. Bu durum hangi siyasi partinin iktidarda olduğu ya da ülkemizin ekonomik durumu vb gerçeklerden bağımsızdır. Türkiye Cumhuriyeti dünya üzerindeki bu konumunun gereğini yerine getirmek; dünya barışının tesisi bağlamında bu konumunun dayattığı sorumluluğu üstlenmek zorundadır.

I.7.2. Ülkemizin Birleşmiş Milletler’ e bağlılığı, güçlendirilerek sürdürülecek; bu örgütün daha da güçlendirilmesine katkıdabulunulacaktır

I.7.3. Bu anlayışla, ülkemizin BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı olan daimi üye olması gerektiğine inanıyoruz. Şöyle ki: Türkiye, dünya barışının temini bağlamında, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin) en az ikisinin (Fransa ve Çin) çok ötesinde siyasal öneme sahiptir.

I.7.4. Liberal Demokrat Parti NATO’ nun, Birleşmiş Milletler’in vurucu gücü olarak, yeniden yapılanması gereğine inanmaktadır. Bu örgüt, bugüne kadar dünya barışına büyük katkıda bulunmuştur. Bundan böyle, misyonuna daha büyük ve insani perspektif kazandırılmalı; NATO, insan haklarının tesisi bağlamında, Birleşmiş Milletler’in vurucu gücü olarak görev yapacak şekilde, yeniden yapılandırılmalıdır. Böyle bir gelişmenin tüm dünya ülkeleri için barışın teminatı olacağına inanmaktayız.

I.7.5. Liberal Demokrat Parti, Türkiye’nin sınır komşuları ile ilişkilerini sağlam ve sağlıklı temellere oturtmayı devletin öncelikli görevlerinden biri olarak değerlendirmektedir.

I.7.6. Bu anlayışla, sınır komşularımızı ilgilendiren sorunlarda Türkiye’nin, herhangi bir diğer ülkeden daha sorumlu hareket etmesi gerektiğine inanmaktayız. Örneğin, Türkiye, Azerbaycan-Ermenistan sorununun çözümünü ABD ve Rusya’ya bırakmamalı ya da en az bu iki ülke kadar sorumluluk ve yetki üstlenmelidir.

I.7.7. Türkiye, bu sorumluluk ve yetkiyi üstlenirken, komşularına kesin sınır garantisi verecektir.

I.7.8. Liberal Demokrat Parti, ülkemizin dış politikasını yürütmekle yükümlü bürokratik kadroların, günümüzde gelişen sosyal, kültürel, ticari, spor vb. ilişkiler gereği dışişleri bakanlığı kökenli olmayan ve fakat, ulusal ve uluslararası düzeyde başarısı kanıtlanmış kişilerce desteklenmesi ilkesini benimsemektedir. Bu yaklaşımın işleyiş esasları, yasalarla belirlenecektir.